15 Aralık 2012 Cumartesi

’HİZMETLERİ YERİNDE GÖRME PROJESİ HAYATA GEÇTİ’’

’HİZMETLERİ YERİNDE GÖRME PROJESİ HAYATA GEÇTİ’’
Sancaktepe Kent Konseyi Emekliler Meclisinin ‘’Hizmetleri yerinde görme projesi’’  Belediye Başkan yardımcımız Hasan Kamal’ın Katılımı ve  belediyemizinin gerçekleşen ve inşatı tüm hızıyla devam eden projeleri ziyareti  bilgilendirmesiyle hayata geçti.

Programa Emek Mahallesindeki 400 yataklı Eğitim ve araştırma hastanesi inşatının ziyareti ile başladı.  Sırasıyla Mevlana Bilgi evi,yapımı süren Emek sağlık ocağı,Yunus emre bilgi evi,Hakan şükür stadı ,Karacaoğlan kültür ve bilgi merkezi,Yenidoğan spor kompleksi,Sefa tepesi projesi,Abdurrahman gazi kongre ve nikah sarayı , Abdurrahman Gazi Kütüphanesi Kültür ve Sanat Merkezi,Genç gelecek,Eyüp sultan spor kompleksi , Veysel Karani & Akpınar Kapalı Spor Salonu, Veysel Karani & Akpınar Olimpik Yüzme Havuzu,Park bahçeler müdürlüğü,sancaktepe Gölet ve Fatih sultan mehmet kültür ve Bilgi merkezi ziyareti ile son buldu.
 Başkan yardımcısı Hasan Kamal Emeklilerin öncelikle böyle bir projeyle Duyarlı bir sancaktepeli olduklarını ve ilçeye sahip çıktıklarını ve önemsediklerini gösterdiler.Emekliler meclisi başkanı Abdullah Akkadı Bizler Sancaktepenin en yaşlı üyeleri ve 40 senedir burada yaşayan insanlar  olarak belediyemizin kısa sürede gerçekleştirdiği ve hızla devam eden projelerini yerinde görmenin ve kısa sürede bu büyük değişimin mutluluğunu yaşadığını belirtti bizler Sancaktepe’de zor dönemlerde yaşadık ama Torunlarımızın Sancaktepede yaşamak keyfine ve şansına sahip olmaları bizleri fazlasıyla mutlu ediyor. Bu vesileyle Sancaktepe Belediye Başkanımıza ve emeği geçen ekibine Kısa sürede Sancaktepe yaşanan bu büyük değişime katkı sağladıkları  için Emeklilerimiz adına çok teşekkür ediyorum dedi.Hizmetleri yerinde görme projesi Emekli meclis üyelerine verilen öğlen yemeği ile sona erdi.

Gençlik meclisimiz’in ‘’SANCAKTEPE OKUYOR PROJESİ’’ HAYATA GEÇTİ

Sancaktepe Kent Konseyi 5.Olağan Genel Kurulun’da Gençlik Meclisimizin Genel Kurul üyelerince kabul edilen ‘’Sancaktepe Okuyor Projesi’’ ilçemizin farklı noktalarında Meclis üyelerimizin ve vatandaşlarımızın katılımıyla hayata geçti. Sırasıyla Lalezar Parkı,Rıdvan Dilmen Spor Tesisleri,Necip fazıl Parkı ve Alsancak Parkında son buldu. Sancaktepe Kent Konseyi Gençlik Meclis Başkanı Hüseyin Sevilay Gerçekleştirdiğimiz  bu  proje’de farkındalığı oluşturmayı amaçladık. İlçemizde böylesine Örnek  bir Proje gerçekleştirerek ilçemizin tanıtımına Katkı sağlıyacağımıza inandık.İlçemizin farklı kesimlerinden aldığımız olumlu tepkiler'de bizleri fazlasıyla mutlu etti .Proje’nin Gerçekleşmesin’de Destek veren herkese kendim ve ekibim adına teşekkür ederim dedi.

12 Aralık 2012 Çarşamba

Yüksek Kazanç Kariyer Sahibi Olmak İsteyen Çalışma Arkadaşları



Bulunduğu bölgede "Hedef Pazar" çalışması yapacak, bölgesindeki "Gayrimenkul Hareketliliği"ni takip edebilecek, gayrimenkul sahipleri ile başarılı iletişim kuracak ve gayrimenkul değerleme raporu oluşturabilecek, gayrimenkul kiralama, satış faaliyetlerini yürütebilecek, gayrimenkul alıcılarını etkin portföylere yönlendirebilecek ve gayrimenkul kiralama, satış işi ile ilgili tüm işleyiş ile yasal mevzuatları takip edebilecek, gayrimenkul danışmanları ile çalışmak hedefindeyiz.
Nezih bir ofis ortamında çalışacak iş arkadaşlarımızda aradığımız temel özellikler;
Düzgün diksiyona sahip ve Türkçe diline hakim, prezantable, analitik düşünce gücüne sahip, işini seven ve sonuç odaklı hareket edebilen, esnek çalışma saatlerine uyum sağlayabilen, kazancını işine verdiği özen ve emek ile artırabileceğinin farkında olan, sürücü belgesine sahip 18 - 40 yaşları arasında bay ve bayan.
Yukarıda bahsi geçen niteliklere sahip gayrimenkul danışmanlarının bizimle iletişime geçmelerini rica ederiz.
                           
YSK EMLAK BORSASI

Ev kiralarında artış oranı belli oldu

ÜFE'ye göre zam
Yeni Borçlar Kanunu ile yapılan düzenlemeye göre; 1 Temmuz 2012’den itibaren, konut kira artışları, son bir yıllık süre içinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan, üretici fiyat endeksindeki (ÜFE) artış oranını aşamayacak. Bu kural bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanacak (Borçlar Kanunu, Md.344).Örneğin, kira sözleşmesi Temmuz 2012 ayında dolmuşsa, yıllık kira artışı; Temmuz ayında açıklanan, son bir yıllık dönemde ÜFE’de ortaya çıkan artış oranına göre belirlenecek.
Beş yılın dolması
Beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli konusunda, taraflar kendi aralarında anlaşamazlarsa, mahkemeye başvurup “kira tespiti” talebinde bulunacaklar.Bu gibi durumlarda hakim; ÜFE’deki artış oranı, kiralanan evin durumu ve emsal kira bedellerini göz önüne almak suretiyle, kira tutarını belirleyebilecek (Md.3443).
İşyerine yok
İşyeri kiralamalarında, ÜFE’ye göre kira artış oranının belirlenmesi zorunlu değil.İşyeri kiralarında ÜFE uygulaması, 2020 yılına kadar ertelendi.
Depozito
Ev sahiplerinin kiracılardan talep edebilecekleri “depozito” tutarı, üç aylık kira tutarını aşamayacak.Bu para, “kiracı tarafından” vadeli mevduat olarak bankaya yatırılacak. Ancak, kiraya verenin onayı olmaksızın, kiracı bu parayı çekemeyecek.
Diğer hususlar
Kiraya verilen evle ilgili zorunlu sigorta, vergi ve benzeri yükümlülükler, aksi kararlaştırılmamış ve yasada öngörülmemiş ise ev sahibi tarafından karşılanacak (Md.302).Sözleşmede kira bedeli yabancı para cinsinden belirlenmişse, “beş yıl geçmedikçe” kira bedelinde değişiklik yapılamayacak.Kiraya veren, ihtiyaç nedeniyle gayrimenkulün boşaltılmasını sağladığında, “haklı sebep” olmaksızın, o gayrimenkulü “üç yıl geçmedikçe” eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen “bir ay içinde” kullanılması gerekir.Kiraya veren; bu hükümlere aykırı davrandığı takdirde, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere, “tazminat” ödemekle yükümlü olacak (Md.355).

Ev Sahibi ve Kiracı Hakları

İmzaladığımız kontratlar nasıl olmalı, artış oranları neye göre belirleniyor, kiracılar kontrat öncesi evi hangi şartlarda tahliye edebilir, gürültücü komşularla veya gürültü yaptığımızı iddia eden komşularla yasal olarak nasıl uzlaşabiliriz…

NTV’ye Sorun’ programına konuk olan Kültür Üniversitesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Turgut Öz, evsahibi-kiracı hakları ve komşuluk hukuku hakkında bilgiler verdi.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının konut hakkımızla ilgili 57. Maddesine göre: “Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler.”
Gayrimenkul kiraları hakkında 6570 sayılı yasanın 7. Maddesine göre; “kira bedelini vaktinde ödememelerinden dolayı haklı olarak bir yıl içinde kendilerine iki defa yazılı ihtar yapılan kiracılar aleyhine, ayrıca ihtara hacet kalmaksızın, kira müddettinin hitamında,tahliye davası açabilirler. ”
Gayrimenkul kiraları hakkında 6570 sayılı yasanın 9. Maddesine göre; “kira mukavelelerinde; bu kanunun kira bedellerinin tayinine mütaalik hususlar müstesna kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz. ”
Gayrimenkul kiraları hakkında 6570 sayılı yasanın 11. Maddesine göre; “Kiracı kira müddetinin bitmesinden en az on beş gün evvel mecuru tahliye edeceğini yazı ile bildirmediği takdirde sözleşme aynı şartlarla bir yıl uzatılmış sayılır.”
Kira artış oranları nedir, iyi bir kontrat nasıl düzenlenmelidir, evsahipleri, kiracı ve komşu ilişkilerindeki sorunlarda hukuk ne zaman ve hangi koşullarda devreye girebilir?

KİRA KONTRATI NASIL OLMALI?
Kiracının haklarını gözeten bir kira kontratı nasıl olmalı, nelere dikkat etmeliyiz? Ev sahibinin evin durumu gerçekten iyi değilse kontratta ‘mükemmel’ yazmasının bir etkisi olur mu? Kime, neye göre mükemmel, yasalar bu işe ne diyor?

Turgut Öz: Kiracıların durumu biraz iyi. 6570 sayılı gayrımenkul kiraları hakkındaki kanun, şehirlerde ve belediye sınırları içerisinde sözleşmeler ne yazarsa yazsın veya yazılı bir sözleşme yapılmış olsun ya da olmasın kiracıyı tek yanlı olarak koruyan hükümler içeriyor. Ama tabi yine de boşluklar var. Bu boşlukları dolduracak noktaları kiracıların iyi bilmesi gerekiyor. Yazılı bir kontrat yapıldığında mükemmel diye yazmak, evin daha sonraki bozuklukları, teslim aldığınızda mevcut olan eksikleri kabul ettiğiniz anlamına gelebilir. Bu bakımdan sakıncalıdır. Daha sonra bunun hangi baskılar altında ya da ne gibi şartlarla yazmak zorunda olduğunuzu ispatlamak sorunlarıyla uğraşmak yerine böyle bir şey yapmaktan kaçınmak gerekir. Ama ne olursa olsun kiracı olarak kabul edilebilmek için bunu yapma mecburiyetinin de doğduğu inkar edilemez. Böyle bir durumda eve girdikten, sözleşmeyi yaptıktan hemen sonra bir tespit yapılmasını tavsiye ederim. Karşı tarafa kiraya verene hangi şartlar altında bu şartın kabul edildiğini belirten bir tesbit yapılırsa, mahkemelerimiz bunu gözönüne alacaktır.

KİRA ORANLARI
Kira oranları neye göre belirleniyor? Fiyatları belirleyen bir merci var mı?

Turgut Öz: Her ne kadar yasalar, kiracıyı koruyan bazı hükümü içeriyorsa, ne olursa olsun, kira sözleşmesi serbest iradeyle kurulan bir borçlar hukuk sözleşmesidir. Bu bakımdan bu sözleşme yapılırken, kiraya verenin isteyeceği kira miktarına sınır çizen ya da belirli ölçüler getiren bir hükmümüz yok. Bir kişi nasıl hiçbir zaman evini kiralamama hakkına sahipse, istediği fiyata kiralama imkanına da sahip. Burada yapılacak bir şey yok. Ancak sözleşme yapıldıktan sonra istediği gibi kirayı arttırmasına yönelik hükümler var. Bu bakımdan maalesef sözleşme yapılırken, alabileceğimiz bir tedbir yok.

ANAYASA’NIN VATANDAŞA TANIDIĞI HAKLAR
Anayasanın konut hakkıyla ilgili maddesi vatandaşa ne tür haklar tanıyor? Vatandaş olarak ne gibi haklarımız var?

Turgut Öz: Anayasa’nın konut hakkına ilişkin hükümleri aslında doğrudan bu konuya çok çare değil. Ama unutmamalı ki, Anayasamızda mülkiyet hakkı esas alınmış ve korunmuş. Sözleşme usulü esas alınmış ve korunmuş. Konut imkanını vatandaşlara sağlamak için bu hakların özüne dokunulamaz. Bu bakımdan bazı özel durumlarda objektif olarak değişen ekonomik şartlara bağlı olarak kira artışının azaltılması, önlenmesi imkanları var. Ama böyle bir subjektif bir sebeple, şahıslar işini kaybettiği için veya hasta olduğu için kira miktarının düşürülmesi veya artışını önleyici bir hüküm yok. Bu konuda Anayasa’nın da yapabileceği bir şey yok. Şu çok özel durumlarda mahkemelerimiz buna bir fren yapabiliyor. Mesela kişi kalp krizi geçirmiş, ağır hasta. Kanunen evden çıkartılması hayatını tehlikeye düşürecek. Öyle bir durumda tahliye imkanı olsa, hiç olmazsa bu sağlık sakıncası geçene kadar ev sahibi beklemeye mecbur edilebiliyor ama onun dışında işim bozuldu. İşten çıkarıldım gibi sebepler yükümlülükleri hafifletmiyor.

KİRA ARTIŞ ORANI
Kontrat yıllık hayat şartlarına göre düzenleniyor oysaki işyerleri yüzde 10 zam yapıyor. Bunun çaresi nedir?

Turgut Öz: Gayrimenkul kiraları hakkında kanuna göre kira sözleşmelerinde hangi kira artış oranı yazarsa yazsın, kiracı ilk seneden sonra herhangi bir kira artışı yapmakla yükümlü değil. Böyle çok önemli bir koruyucu hüküm var. O orana uymak zorunda değil. Fakat kanun bunu dengelemek maksadıyla kiraya verene mahkemeye başvurmak suretiyle, değişen hayat şartlarına göre kira bedelinin arttırılması davası açma imkanı veriyor. Bunlara kira tespiti davası denir. Sulh hukuk mahkemesinde açılan bir dava. Burada hakim, sözleşmede yazılan oranda kirayı arttırmak durumunda değil. Son yıllardaki durum ise şöyle: 2001 tarihinden sonra, mahkeme TEFE’deki artış oranında kira artışını yapacaktır. Belki adalet kavramına dayanarak bundan biraz daha aşağı olabilir ama söz konusu kişinin ödeme gücünü doğrudan doğruya dikkate almayacaktır.

KOMŞU HAKLARI
Komşum da en ufak bir sesten bile rahatsız olup hemen şikayete geliyor. Sürekli evsahibine ya da belediyeye şikayet edeceğini söylüyor. Ne yapabiliriz haklarımızı nasıl aramalıyız?

Turgut Öz: Apartman hayatında dairelerdeki komşuluk ilişkisinde 634 sayılı kat mülkiyeti kanunu uygulanacaktır. Burası apartman sakinleri arasındaki eski ve özel kanun bazı prensiplere bağlamıştır. Ve birbirini dürüstlük kuralına göre, hakkaniyet prensibine göre, rahatsız edecek davranışlardan kaçınma yükümlülüğü denir. Bunların arasına komşuları rahatsız edecek sesler çıkarma, onların dinlenmesini, uyumasını engelleyecek şekilde gürültü yapmayı da yasakladığını görüyoruz. Bu yasaya aykırı hareket edenler hakkında mahkemeye müracaat edilebilir. Bunu ihtilaf halinde, tanıklar dinleyerek hakim tesbit etmeye çalışacak. Açıkcası hakimi kim daha inandırıcı şekilde ikna ederse, onun haklı çıkacağı bir durum söz konusu. Ama tabi, davayı açıp iddiada bulunanların önce iddiasını ispat etmesi gerekecek. Aşırı bir hassasiyet söz konusuysa buna girmez. Çünkü alt ve üst katlar ve yan daireler halinde yaşamanın yarattığı bir takım rahatsızlıklara katlanma mecburiyeti vardır. Aynı şekilde, tıkırtı bile çıkmayacak diyemezsiniz. Sürekli şikayetler, yolunu kesme şeklindeyse, kaba konuşmalar şeklindeyse, tam tersine bu kanuna göre komşuyu rahatsız etme, taciz etme sayılır. O dava açmaya izin verilebilir.

TAHLİYE TAAHHÜTLERİ
Kira kontratı yaptık ama ez sahibim evini üç yıl içinde tahliye edeceğimi yazan noter tastikli bir belge istiyor. Bunun bir formalite olduğunu söylüyor. İmzalarsam veya imzalamazsam ne olur?

Turgut Öz: Çok önemli bir konu. Daha önce bahsettiğimiz 6570 sayılı kanuna göre kira sözleşmesi yapıldıktan sonra verilen tahliye taahhütleri geçerlidir. Burada belirtilen tarihte kiracı çıkmak zorunda. O tarih geldiğinden itibaren bir ay içerisinde kirayı veren mahkemeye başvurursa, mahkeme tahliyeye karar verecektir. Onun için böyle bir tahliye taahhüdü vermemesi gerekir. Kira sözleşmesinin tarihinden daha eski tahliye taahhütleri geçersizdir. Bunlar kiralayabilmek için baskı altında verilmiş sayılmakta ve kesin geçersiz sayılmaktadır. Tahliye taahhüdünü kira sözleşmesinden sonraki tarihli olması gerekir.

APARTMANIN DIŞ CEPHESİ
Apartmanımda kablolu televizyon olmadığı için çatıya anten taktırmak istiyorum fakat apartman yönetimi buna izin vermiyor. İtiraz etme hakkım var mı? kontra

Turgut Öz: Bu da kat mülkiyeti kanunu çerçevesinde çözülecek bir sorun. Bu subjektif ihtiyaçlar maalesef çok fazla gözönüne alınmayacak. Apartman yönetimi, aslında apartmanda kat malikleri, gerek çoğunlukla uydu anten konulmasına karar vermişlerse, buna katılmayan da buna uymak zorundadır. Ama bu uydu antenden yararlanmayacağını söyleyerek, bunun masrafına katılmayabilir. Fakat bunun yerine ben apartmanın dış cephesinden görünür şekilde bir anten çıkartacağım diyemez. Böyle bir şeyi maalesef yapamaz. Vatandaşımıza tek tavsiye edebileceğimiz şey, bu uydu anteninin masrafına katılmak zorunda değil yararlanmamak şartıyla. Yararlanmaz ve katılmaz. Kendisine dairesinin içerisinde alıcı hizmetini görecek bir tesisat yapabileceği yoksa dışarıdan görünür şekilde, dış görüntüyü etkileyecek bir anten çıkıntısı yapamayacağıdır.

KİRACI ÖĞRENCİLER
Ev sahiplerinin öğrencilere daha yüksek fiyat göstermelerinin haklı bir sebebi var mı, nereye şikayet edebiliriz?

Turgut Öz: Tabi adaletsiz bir durum. Ama ev sahiplerinin kirayı vermek için daha yüksek para istemelerine yapacak bir şey yok . Niçin benden kötü niyetle çok fazla para istiyorsun. Bu kadar kira. Başkasına daha az kiraya veriyorsun demek hakkı maalesef bulunmamaktadır.

KİRA PARASINI TESPİT İLE ARTIRIMI ARASINDAKİ FARKLAR
Kira parasını tespit ile kira parasını artırım davası arasındaki farkları, mevzuat ve yargıtay kararları doğrultusunda izah eder misiniz?

Turgut Öz: Kira parasında aslında ayrı bir dava yok. Her türlü kira parasına etki eden davayı bu isimle adlandırmak mümkün. Tespit davası bu 6570 sayılı kanunda uygun görülmüş olan ve bu yasaya yönelik ve her yıl tekrar tekrar yenilenen kira sözleşmelerinde yenilenen kira yıllığı için enflasyon artışı sebebiyle kirayı verenlerin açtıkları artış davasıdır. Bir de uyarlama davası denilen bir dava vardır. Bu da sırf kira sözleşmeleri için değil, her türlü sözleşmede aslında olur. 2, 3, 4, 5 yıllık süre içerisinde bazen kiracı, bazen kiralayan aleyhine değişen ekonomik şartlara bağlı olarak süre bitmeden önce bu kira artık katlanılmaz olduğu gerekçesiyle dürüstlük kuralı uyarınca bunun adapte edilmesi, dürüstlük kuralına dayanarak açık bir yasa hükmü de genel hükümlerde olmamasına rağmen uyarlanması davasıdır. Daha çok büyük işyeri kiralarıdır bunlar. Dolar birden fırladı. Dolarla verilen kirada bunu indirin demesi. Türk kirasıyla kiralanan ama çok komik oldu arttırın demesi gibi, onun şartları çok ağırdır, adına uyarlaması davası denir. Bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde söz konusu olur.

KONTRAT İMZALAMADAN ANLAŞMA
Kontratımız bittikten sonra yeni kontrat imzalamadan belli bir kirada anlaşıp devam ediyoruz. Bizim haklarımız devam ediyor mu?

Turgut Öz: Zaten bizim borçlar kanunumuza göre ve bahsettiğim özel kanuna göre kira sözleşmesi bir yazılı halde değildir. Sözle de anlaşsa kişiler kira sözleşmesi kurulmuş olur. Delil niteliği taşır, yazılı belge sadece. Bu bakımdan elbette sözleşmeleri geçerli. Bu devam ettikçe de sözleşme devam ediyor. Yalnız başlangıç tarihini yazılı yapmamışlarsa, o sözleşmelik süre bittikten sonra, o süre bir yıl olsun, iki yıl olsun, üç yıl olsun, beş yıl olsun, on yıl olsun. Daima bu kanun birer yıl yenilenip devam edecektir. Ta ki kanunun aradığı tahliye sebeplerinden biri, çıkıp birisi hukuki yola başvurup tahliye edilinceye kadar.

KONTRAT BİTMEDEN ÇIKIYORUZ
İki yıllık kontrat imzalamıştık. Ama evden çıkmak zorundayız. Evsahibimiz bu parayı bizden mutlaka alacağını söylüyor. Haklarımız neler?

Turgut Öz: Eğer haklı bir gerekçe olmadan yani evin kullanılmasında bir güçlük, başka bir engel olmayıp sadece kiracının kendi sübjektif şartları sebebiyle, evde ben artık oturmak istemiyorum, oturamayacağım demesiyle belirtilen süre sonuna kadar kira ödemekten aslında kurtulamaz. Ancak şöyle bir durum söz konusu olabilir. Şartlarının burada kalmaya devamının kendisi için dayanılmaz kıldığını, buna karşılık burayı boşaltması üzerine ev sahibinin çok kolay, çok iyi şartlarda kiracı bulabileceğini, bu yerin buna müsait olduğunu söylüyoruz. Dürüstlük kuralına dayanan bir keşif davası ile bunu hakime anlatabilirse bir şansı olabilir. Bunu da yapamadı ayrıldı gitti diyelim. Ev sahibi gitti başkasına kiraya verdi. Ondan sonra bu şartlar da aranmadan, kendisinden süre sonuna kadar kira bedelini istediğinde, başkasına kiraya vermesi sayesinde elde ettiği kira paralarını bundan düşebilecektir.

DEPOZİTO
Evimizi kiraladığımızda boyası dahil birçok masrafını biz karşılamıştık ve bir de depozito vermiştik. Evsahibimiz şimdi bizim yaptırdığımız şeylerin bozulmasını gerekçe göstererek depozitomuzu vermiyor, buna hakkı var mı?

Turgut Öz: Kendi aralarındaki anlaşmanın yorumuna bağlı bir şey. Kiracı alındığı gibi teslim etmişse depozitosunu alması lazım. Burada bunun değerini kiradan mahsup edip etmeyecekleri hususunda nasıl anlaştıklarına bakmak lazım. Bunu bedelsiz olarak yapmayı zaten üstlenmişlerse normal bir kullanım… Yaptığı masrafı ispat etmesi lazım. Bunu kira parasına ek olarak bir bedel gibi vermeyi kabul edip etmediğini ispat etmiş olması lazım. Kira şartlarından biri bunları bedelsiz olarak da yapması idiyse yine bundan sorumlu olacaktır.

KONTRAT İMZALAMADAN ANLAŞMA
Kiracımızı tahliye etmek istiyoruz ama çıkmayacağını söylüyor. Hangi gerekçelerle evi boşaltmasını sağlayabiliriz?

Turgut Öz: Çıkmayabilir, 6570 kanunun getirdiği özel bir imkan bu. Ancak bu kanunun belirttiği belli ihtiyaç sebeplerini tahmin edebilirsiniz. Kiraya verelim, kendisinin eşinin veya çocuklarının ihtiyacını ispat etmesi lazım. Yahut kendi ihtiyacı yoksa da kiracının kendisinin eşinin veya çocuklarının aynı belediye sınırları içinde veya aynı şehirde benzer nitelikte kullanıma elverişli bir konutu olduğunu ispat ederse çıkartabilir. Veya ihtarlara rağmen kirayı ödemezse çıkartabilir… Onların da özel şartları var. Bir borca aykırılık yaparsa çıkartabilir. Yoksa, artık ben seni çıkartmak istiyorum olmaz.

KİRACILI MÜLKÜ SATIN ALMAK
Bir dükkan satın aldım. Dükkanda ise bir kiracı var . İki yıldır eski sahibine kira ödemiyormuş, bana bu yılın kirasını eski dükkan sahibime ödedim diyerek, bana da ödemiyor. Dükkanın önceki sahibiyle olan anlaşması beni ilgilendirir mi? Bu işten nasıl kurtulurum?

Turgut Öz: Bir taşınmazı, gayrımenkulü satın aldığınız takdirde yasa gereği bu kiracıyla aranızda kira ilişkisi kurulmuş olur. Bunun için fatura aldığınızdan itibaren bir ay içinde ihtar çekip altı ay sonra tahliye ederseniz kurtulabilirsiniz. Yoksa siz de bu ilişkinin tarafı olursunuz. Ama tahliye talebinde kendi ihtiyacını ispat etmesi de lazım. Bu imkanlar yoksa kira sonrası taraf olarak devam edecek. Gelecek kiraların da önceden ama kendisinin bu taşınmazı satın alıp bunu da kiracı bildirmesi önce ödendiği iddiası var. Eğer böyle bir iddia doğruysa, maalesef bu paraları isteyemez. Ve bu söylediğim bir ay ve altı ay sürede bu şartları gerçekleştirmemişse dönem sonunda bir ihtiyaç beyan edene kadar para almadan buna katlanmak zorunda.

KİRA ARTIŞI
Aylık kiram 40 milyon tl. Ama dükkan sahibi 90 milyon istiyor, ne yapmam lazım?

Turgut Öz: Burada kira artışı yapmak zorunlu değil. Yapmadı diye sorumlu olmaz. Sözleşmedeki, anlaşmadaki kirayı vermeye devam edebilir. Başına hiçbir şey gelmez. Kirayı verenin bu kira dönemi sonunda mahkemeye başvurarak kira tespit davası açması lazım. O davayı kazanıp da hakimin takdir edeceği kirayı o andan itibaren ödemek zorunda. O artışı o zaman yapmak zorunda.

KİRAMI ELDEN VERMEK İSTEMİYORUM
Kiramı bankaya yatırmak istiyorum fakat ev sahibim kirayı elden istiyor. Bence vergi ödememek için bunu yapıyor, kirayı bankaya yatırmak için ne yapmalıyım?

Turgut Öz: Kira borçları, para borçlarıdır. Borçlar kanunumuza göre borçludur. Aksi kararlaştırılmadıkça borcu alacaklının ikametgahında ödemek zorundadır. Burada kiracımız, bankaya para yatırılmasını kabul etmemesi üzerine, ev sahibinin ikametgahına gidip aslında para vermek, ödemek zorunda. Niye banka hesap numarası vermiyorsun, bankaya yatırmıyorum, bu zamana kadar ödemiyorum diyemez. Ama parayı öderken makbuz isteme hakkına sahip. Vermezse sorumlu olur. Makbuz istemek ve makbuz verilmesi şartı ödemek üzere ikametgahında ödeme yapmak zorunda.

KONTRATTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
Yapılacak en iyi ve sağlam kontrat nasıl olmalı? Özellikle hangi konulara dikkat edilmesi gerekiyor?

Turgut Öz: 6570 yasa olsun, borçlar kanunumuz olsun, kira sözleşmesini özel bir şekle bağlı tutmamış. Yani, halk arasında kontratım, sözleşme yok denilen durumlarda dahi eğer taraflar anlaşarak bir bedel karşılığı birisinin kullanmasını kabul etmişlerse, kira sözleşmesi kurulmuştur. Ama tabi bunun hükümleri tartışma konusu olacağı ve ispat zorluğu çıkacağı için bunu yazılı bir şekle dökmelerinde fayda var. Burada kira bedeli tabi iyi düşünülerek tespit edilmeli. Oturulacak yerin şartları, kira süresinin ne olacağı tespit edilmeli. Tabi bu kontrat nasıl olmalı derken, kime göre iyi? Kiracıya göre mi, ev sahibine göre mi? Her iki tarafın menfaatini ortak koruma durumunda olduğunuz için sadece bir taraf için iyi gelecek hükümler ne olur hususunda bir fazla açıklama yapmak istemiyorum. Çünkü duruma göre değişebilir. Böyle bir taraf tutma pozisyonu olmadan…

KONTRAT DOLMADAN EVDEN ÇIKMA
Kontratım bitmeden evden çıkmak istediğimi evsahibime ilettim. Ancak kendisi evden çıkarsam ev yeni bir kiracı tarafından tutulana kadar kirayı ödemek zorunda olduğumu söyledi. Böyle bir yasa var mı?

Turgut Öz: Bahsettiğimiz kira kanunumuza göre kira döneminin bitmesinden en geç 15 gün önceye kadar kiracı sözleşmenin yenilenmesini istemediğini bildirmelidir. Başta kararlaştırılan süre sona ermeden tek taraflı olarak çıkamaz. Ancak, karşı tarafın da erken bitmesini kabul etmesiyle çıkabilir. Çoğu kez karşı tarafın işine gelir. Çünkü hayat şartları malum, daha yüksek kiraya verme imkanı olacaktır ama işine gelmediği durumlarda bunu yapmak zorunda değil, çıksanız bile kiranızı öderseniz. Hatta daha da ciddi bir durum var. 6570 sayılı kanun her sene taraflar istesin istemesin kiracı 15 günü, kira döneminin bitmesini kaçırdıktan sonra kira sözleşmesini yerine getiremediğini bildirse bile bir sene daha kira sözleşmesi yenilenmiş olacaktır. Buna dikkat edilmesi gerekir.

TEMİNAT MAKSADIYLA İSTENEN SENET
Yeni bir eve taşındım ve ev sahibi ile kira kontratı yaptık. Pul yapıştırdık, imzaladık. Bu kira kontratı geçerli midir? Benden açık senet aldı ve bunu kira kontratına yazdı. Bunun da elektrik, su vs. için olduğunu söyledi. Çıkarken hiçbir borç bırakmasam da bu senetler geçerli olur mu?

Turgut Öz: Kiraya mahsus bir durum değil. Teminat maksadıyla istenen senetler söz konusu. Gelecek kira borçları ve eve bir zarar verilirse, ev sahibinin bu zararın tazminini isteme hakkına teminat olsun diye. Teminat maksadıyla her türlü senetler için söylenecek şeyler burada da söylenecek. Bunu takibe koyduğu zaman kiracı bunun teminat maksadıyla olduğunu ispat etmek zorunda. Bir takım delillerle hakime gerçek maksadın bu olduğunu ispatlayamazsa şöyle bir güç duruma düşebilir. Malum, verilen senetler, ikinci evraksa, bu soyut borçların belgeleri olduğu için bunun şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın tahsis etme olabilir. O bakımdan hiç olmazsa bu teminat içindir. Senedin içine yazılması şart değildir. Herhangi bir yerde bu hususun belirtilmesi yeterlidir.

HER YIL YENİ KONTRAT YAPMAK GEREKİR Mİ?
Evsahibimle bir yıllık kontrat yapmış, ve belli bir artış belirlemiştik. Yenisini yapmadık, ben şimdi bir yıl daha oturabilir miyim?

Turgut Öz: Kontratın yeniden imzalanması şart değil. Yasa gereği tekrar tekrar yenileniyor. Bu bakımdan sona erme senetleri yoksa, kiracı rahatça oturabilir ve kimse onu çıkartamaz. Kira miktarına gelince. 6570 sayılı kanun tarafların başta anlaşmasıyla dahi ileriye yönelik olarak serbestçe kira arttırımına izin vermemiş kiracıyı korumak için. Ancak bu yasanın yorumunda yargıtayımız ilk seneki yenilenmedeki sonrakilerin kira artışını geçerli kabul ediyor. Ama sadece ilk seneki… Kira sözleşmemizde her sene kiraya yüzde 80 zam yapılır. Yahut yüzde 100 artış olur. Bu iki sene geçtikten sonra ikinci sene bakımından uygulanma mecburiyeti olan bir hükümdür. Kiracı gerçekten bu belirtilen yapmak zorundadır, itiraz etmeden. Ondan sonraki senelerde hiçbir hükmü yoktur. Taraflar anlaşmadıkça ve anlaşmamaları halinde de kirayı veren mahkemeye gidip, hakimden enflasyon oranına ve başka bazı özeliklere göre kira arttırma kararı almadıkça aynı kirayı vermek üzere devam edebilir.

YILLIK KİRA ARTTIRIM ORANI
Şu an kanuni olarak yıllık kira arttırım oranı nedir?

Turgut Öz: Belirttiğimiz gibi serbestçe kira artışı kararlaştıramıyor ki, bunun ne olacağı sorunu ortaya çıkıyor. Enflasyon sebebiyle kirayı verenler, mahkemeye başvurarak tespit davası diye bir davayla, kira miktarının tespit edilerek arttırılması, hakimin isteği. Bu ülkemizde çok değişen bir uygulama. Maalesef 400 kere değişmiştir. Baskı altında ve çok sınırlı tutulduğu dönemler oldu. Çok büyük tepki olunca, enflasyon oranına kadar serbest bırakılmıştır. Yüzde 60’la sınırlanmıştır. 65 getirilmiştir. En son 2000 yılı için yüzde 25’le sınırlanmıştır. 2001 yılı için yüzde 10’la, enflasyonla mücadele programı gerekçesiyle sınırlanmış. Fakat 2001 yılının eylül ayının 15’inde yayınlanan bir anayasa mahkemesi kararıyla bu iptal etdildi. 2001’in eylülünden sonrasından günümüze gelen uygulama ise şu, tekrar prensip olarak TEFE artışı oranında mahkemelerin tespit davalarında artış yapması. Ama prensip olarak kiranın şartlara göre çok düşük kalmasına göre, farklılaşma olabilir. Bundan daha düşük zam olabilir.

KİRA KONTRATI YAPMAMAK AVANTAJ MI?
Kira kontratı yapmayan kiracılar hangi haklardan mahrum kalırlar? Ev sahibinin kira kontratı yapmak istememesi ona bir avantaj sağlıyor mu?

Turgut Öz: Kira miktarının yazılması bakımından hiç kimseye bir avantajı ve dezavantajı yok. Ama ilk yenilenme için kontratta kira miktarının yazımının avantajı var. Sadece ilk yenilenen sene için ev sahibi bu yazan miktarda artış isteyebiliyor, TEFE oranlarını aşsa bile.

KAT MALİKLERİ İLE SORUNLAR
Kooperatif yapımı bir sitede kiracı olarak oturuyorum. Kötü malzeme ve işçilikten dolayı kış aylarında alt katlardaki kömürlü sobaların dumanı bizim evden çıkıyor. Aynı sorunu diğer kat sakinleri de çekiyor. Yönetime sorunu bildirdik. Çözüm olarak merkezi ısıtma sistemi getirildi. 108 dairenin bir kısmı kalorifer sistemini pahalı olduğu gerekçesiyle istemiyor. Bir kısmı da duvarlarının yıkılıp baca onarımı yapılmasını kabul etmiyor. Sorun sağlığımızı etkileyecek durumda olmasına rağmen çözümsüz kaldı. Acaba ne yapabilirim?

Turgut Öz: Sorunun iki yönü var. Birincisi, kendisine bu evi kiraya veren kişi arasında kira sözleşmesi açısından. Bu şartları bilerek, ekonomik durum bakımından ucuz olduğu için, fiyatı düşük olduğu için bu evi tutmuşsa, bu kira sözleşmesine dayanarak bir hak talep edemez. Ama böyle değilse, sonradan ortaya çıkmış bir durumsa, mümkünse eğer bu bozukluğun giderilmesi, kendi dairesinde yapılacak bir tamiratla.. Kiraya verenden isteyebilir. Kendi evsahibinden talep edebilir. Masrafı ona ait olmak üzere yapabilir veya kirayı kesebilir. Ama öyle bir durum yoksa veya olsa bile bir de işin kat mülkiyeti bakımından yapılacak şeyler var. Kat mülkiyeti hukukuna göre bu tür sorunlar kat mülkiyeti kanunu açısından kat malikleri tarafından çözümlenmelidir şüphesiz. Alt kat malikinden bunu izole eden, ortadan kaldıran tedbirleri almasını isteyebilir, dava edebilir. Bunu yapmıyorsa, sulh mahkemesine başvurarak bunu isteyebilir.

EMSAL GÖSTERME
Vakıftan almış olduğum işyeri için aylık 627 milyon lira kira ödüyorum. Komşularımsa 75 milyon ile 275 milyon arasında ödüyorlar. Kira oranımı düşürebilir miyim? Düşürebilirsem nereye başvurmalıyım?

Turgut Öz: Emsal göstererek rayicin daha düşük olduğunu söyleyerek, kendi özgür iradesiyle sözleşmede kabul ettiği kira oranını sonradan düşürmesi, subjektif bir sebeple mümkün değil. Kira oranının bu şekilde enflasyon olan ülkelerde üstelik objektif şartlar hayatı pahalılaştırırken, bu kiralama sırasındaki bir tercihe dayanarak düşürülemez. Ancak bu soru kapsamına girmeyen ama dövizle kararlaştırılan kiralarda veya döviz arttıkça, beklenmedik enflasyon artışı sebebiyle bu kira miktarının indirimi imkanı var.

KONTRATDAKİ ARTIŞ ORANI RAİCİN ÜSTÜNDE
4 senedir kontratımda yazan ito toptan eşya endeksine göre artırımı yaptım. Fakat bu seneki zam oranımla sitedeki yeni kiralanan daire fiyatlarının %50-60 oranında fazla kira vermem gerekeceğini hesaplıyorum. Acaba kontratı yenilemeden rayiç üzerinden kira artışı istemem yeterli mi yoksa bunu kontrat yenileme ile mi yapmalıyım? Bir ay önceden bildirmem yeterli mi?

Turgut Öz: Kiracının kontrat yenileyerek de yenilemeyerek kendi başına böyle bir şey yapması mümkün değil. Kiracı, ev sahibinin rızasını alarak bunu yapabilir, mahkemeye gitmeksizin. Mahkemeye giderse de sözleşmedeki hüküm TEFE rayiç oranında artış olduğuna göre, mahkemede bu oranda zam yapmayı kabul ediyor. Bu açıdan, bunu engellemesi mümkün değil gibi görünüyor. Fakat bulunduğu evin özelliği açısından öyle anlaşılıyor ki, belirttiği rayiçlerden bu oranda değer kazanmayan bir yer. Emsalleri bu kadar değerinin artmadığı bir yer. Bu özellikleri hakime iyi anlatabilirse TEFE artış endeksinden daha düşük bir zam yapması söz konusu olacak. Kendisi hiç zam yapmasa bile biliyorsunuz, 2 seneden sonra hüküm ifade etmeyeceği için artışlar, zaten kirayı veren mahkemeden artış kararı almadıkça, artış yapmak zorundadır.

EVDE EVCİL HAYVAN BESLEMEK
Sekiz yaşındaki köpeğimle aynı apartmanda üç yıldır aynı evde kalıyorum. Evi tutarken evsahibim ve komşularımla bu konuda anlaşmış ve hiçbir sorun yaşamamıştım. Fakat iki ay önce alt katıma taşınan komşum sürekli olarak köpeğimden rahatsız olduğunu söylemeye başladı. Yasal olarak onu evden attırabileceğini söylüyor, böyle bir hakkı var mı? Beni mahkemeye verirse kendimi nasıl savunabilirim?

Turgut Öz: Bu kat mülkiyetinden doğan ihtilaflar arasında evde evcil hayvan beslemekten doğan sorunlar, özel bir yer tutuyor. Çok da tartışılan bir sorundur. Başını da köpek besleme olayı çekiyor. Kat mülkiyeti kanunumuz komşuların birbirini rahatsız edecek her türlü davranıştan imkan nispetinde kaçınma yükümlülüğü yüklüyor. Tabi ki özellikle köpeğe, kediye mahsus bir hüküm yok. Bu çerçevede sorunun çözülmesi lazım. Uygulamada yakın zamana kadar gazetelere de yansıyan çelişik kararları görmüşsünüzdür ama yargıtayımız çok sert bakıyordu bu işe. Komşuların şikayet etmeleri halinde kat mülkiyetine tabi bir dairede köpek beslenemeyeceğini, beslenmenin mümkün olmayacağı görüşündeydi. Bunu bu şekilde yorumluyordu. Fakat şimdi daha yumuşadığını görüyoruz. Genellikle kabul edilen şu, başlı başına bir köpek beslenmesi, bu şekilde komşuluk hukukuna ihlal, kat mülkiyetine aykırı davranış sayılmıyor. Ayrıca köpeğin diğer komşularını rahatsız eden davranışları olması lazım. Bu sadece görüntü ve saldırmak değil, havlaması, yüksek seslerle sürekli komşuları rahatsız etmesi gibi…

OĞLU GELECEK DİYE EVDEN ÇIKARDI…
Evsahibim beni oğlu gelecek diye evden çıkardı. Sonra evi oğlunun üzerine geçirdi. Ama sonra tekrar kendi üzerine alarak başka birine kiraya verdi. Bu durumda haklarım neler?

Turgut Öz: Gayrımenkul kiraları kanunu, kişinin kendisi, çocukları veya birlikte yaşadığı eşin ihtiyacı sebebiyle her zaman kiracısını çıkartabileceğini söylüyor. Dava açmasına göre, o kira döneminin sonunda çıkartabilecekti eskiden. Şimdi davanın sonunda da hemen çıkartılabiliyor. Kabul ediyor. Bu bakımdan ev sahibinin yaptığı, oğlunun üzerine geçirmek yerine, oğlumun ihtiyacı var diye de çıkartabilir. Oğlunun üzerine geçirip de benim ihtiyacım var diye çıkartmasının fazla bir anlamı yok. Ayrıca oğlu, kira sözleşmesini yeni malik olarak devralmış da olacak.

Oğlu gelip oturmazsa, o zaman başkasına kiraya verirse, beni niye çıkarttın diyemez miyim?

Turgut Öz: Herkesi uyaralım. Gayrımenkul kiraları hakkındaki kanun, bunun istismar edilmesine ağır cezalarla bir set çekiyor. Diyor ki, ihtiyaç sebebiyle, kendisinin, eşinin veya oğlunun, ayrıca inşaat yapacağım, tamirat yapacağım diye kiracıyı tahliye etmişseniz üç sene boyunca bunu başkasına kiraya veremezsiniz. Verirseniz, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası var. Ayrıca çıkartılan kiracının ödediği son kira üzerinden üç yıllık kira tutarında ceza ödemek zorunda kalır. Çok ağır bir yaptırımı vardır. Ama kendi ihtiyaç talebi üzerine kiracı kendi isteği ve rızasıyla çıkmışsa bu cezalar, bu yaptırımlar yok. Israr edip, ben sana inanmıyorum, kalıyorum diyen kiracıya dava açıp da, dava dahiliyle karar alarak çıkartmışsak, bu yaptırımlar var. Bu da geliştirilmiştir. İyi niyetle kiracı çıkarsa, bu cezalar yok. Sonuna kadar direnip de mahkemeye çıkartılırsa, kiracıya ceza var…

YÖNETİCİNİN HAKLARI
16 dairelik bir konutta oturuyorum. Yöneticimiz yakıt, kapıcı aidatı, ortak kullanım elektrik ve su parasına katılmıyor. Yasal olarak böyle bir hakkı var mı?

Turgut Öz: Kat mülkiyeti kanununa göre yöneticilerin yaptığı yönetim hizmeti karşılığında kat maliklerinden ücret alma hakları var. Bu kanuni bir hak. Ama bunun miktarı yasada belli değil. Buna kat malikleri karar verip tespit edecekler. Özel bir oran olmadığı için arsa ve sayı bakımından ikisinin de birden çoğunlukla vereceği karara göre, buna bu ücret verilecek, uygulamada biz de bu ücret vermek yerine bir takım masraflardan yöneticiyi muaf tutmak şeklinde oluyor. Bu oranı sağlamışlarsa, yapılabilecek bir şey yok. Bu oran sağlanmamışsa, bu takdirde mahkemeye başvurarak yöneticiye hakkı olan adil bir ücretin tespitini isteyebilir.

OTOPARK SORUNLARI
Bir aparmanın bahçe katında oturuyorum. Apartmana ait otopark tarafında olan pencerelerimin önüne park eden otomobillerin egzoz kokusu ve gürültüsünden çok rahatsızım. Bu otomobiller penceremin tam önüne park edebilir mi? Yasal olarak ne kadarlık bir mesafe olmalıdır? Bu tür düzenlemeler hangi yasayla yapılmıştır?

Turgut Öz: Park yerlerine ilişkin bir yasa yok. Eğer bu apartmanın kendi parkıysa, o apartmanın yönetim planında bu otoparkın yeri vardır. Veya arabaların parkedeceği de kabul edilmiştir, benimsenmiştir, böyle bir durumda normal bir araba kullanımı, malum arabaların egzos kontrolü de söz konusu, ayrı bir konu o. Trafik yasasına göre de taşınması gereken özelliklere sahip bir arabaysa, normal bir şekilde parkedilmesi söz konusu. Yapabilecek bir şey yok. O daireyi bilerek satın almıştır, oturuyordur. Ama apartman dışında bir otopark ise aslında yine aynı kriterler söz konusu ama yönetim planına bakmaya lüzum yok.

KİRACI AİDATLARI ÖDEMEZSE
Kiracım 4 aydır aidatını ödemiyor. Yönetim onu icraya verebilir mi?

Turgut Öz: Kat mülkiyeti kanununa göre aidat ödemekte aslında evsahibi yükümlüdür. Kiracı, bundan yasa gereği yükümlü değildir. Ev sahibi ödemediği için kiracıdan alınabilir, o da kira parasından düşülebilir. Ama bizde hemen hemen daima olduğu gibi kira sözleşmesinde bu kiraya ek olarak kiracıya yükletilir. Aralarında sözleşme olduğu için. Bu o kadar yaygın ki, zaten yasa gereği, normal durum bu zannetmesinler. Kira sözleşmesinde özellikle kiracının bu aidatı ödeyeceği hususunda ev sahibinin bundan sorumlu olmayacağı hususunda anlaşma yapmamışlarsa o da sorumlu olacaktır. Burada böyle bir anlaşmanın olduğu varsayımıyla hareket edelim. Aidatını ödemeyene karşı gerek yönetici, gerek diğer kat malikleri sulh mahkemesine başvurabilir. Hatta bunun doğrudan aidatın miktarı, kat malikleri kurulundaki bir karara geçmişse, icra takibi yapmak da mümkündür.

KIZ ARKADAŞIMI EVE GETİRMEK SORUN MU?
Biz üniversite öğrencisiyiz ve bir sitede kiracı olarak oturuyoruz. Ev sahibi ve komşular, kız arkadaşlarımızı eve getiriyoruz diye bizi evden atabileceklerini söylüyorlar. Böyle bir hakları var mı?

Turgut Öz: Daha önce belirttiğim prensipler burada uygulanacak. Kat mülkiyeti kanununda diğer ifade var, hep söylüyorum. Komşuları rahatsız etmeyecek, dürüstlük kuralına göre, hak ve adalet prensiplerine göre davranışlarda bulunmak, bunları ihlal eden davranışlarda bulunmamak diyor. Şimdi, burada çok sık çıkan bir sorun bu. Çok insan davet etmek, kız arkadaş getirmek vs… Veya evlilik dışı ilişki yürüttüğü birisini götürmek. Bu hususta net bir kriter yok. O muhitin, o yerin, o sosyal ortamın özelliklerine bakılır. Böyle davranışların kültürel çevre ve semt çevresi olarak çok yadırgandığı ve insanların bundan çok rahatsız olacağı ortamlarda, bu ortamın özelliklerini dikkate alarak da biraz da ev kiralanmış ve tutulmuş sayıldığı için daha dikkatli olmak gerektiği söyleniyor. Ama bunların, böyle daha çağdaş yaşam şartlarına uygun ortam için bunların bir bahane yaratmak için ileri sürüldüğü kabul edilir. Ve buna göre bir sonuca varılır. Çok genel olarak söyledim. Net bir görüş yoktur.

ASANSÖR MASRAFLARI
Zemin katta oturanların asansör masrafına katılması zorunlu mudur?

Turgut Öz: Kural olarak zorunludur. Apartmanda bir dairede, projede vardır, yönetim planında vardır. Eskiden beri eleştirilen bir husustur ama mevcut kanunumuza göre zemin katta olan, hatta bodrum katında da olsa, hiç kullanmadığı apartmanın masraflarına katılmaya mecburdur. Ancak, bu asansörün yapılması hususunda karar sonradan alınmışsa ve bu asansöre de mutlaka ihtiyacı olan apartman değilse, 10 katlı, 8 katlı gibi.. 4 kat, 3 kat gibiyse… Masrafsız bundan yararlanmama şartıyla, masraflara da katılmaktan kurtulabilir. Ama bu şartla. Bu şekilde düşük kata sahip ve sonradan asansör yapılan durumlardır.

TAHLİYE TAAHHÜDÜ
Tahliye taahhütleriyle ilgili kira sözleşmemi iki gün önce yeniledim. Yeni kira başlangıç tarihi 15 ekim 2002. Evsahibim boş bir kağıda imza atmamı istedi, reddettim. O zaman evi boşaltın dedi. Bunun üzerine istediğinin tahliye taahhüdü olduğunu söyledi. Ben de boş kağıt yerine yazılı, içeriği belli olan taahhütname imzalayabileceğimi söyledim. Yazılı bir taahhütnamenin üzerinde bulunan isim adres ve tarihlerde değişiklik yaparak tahhütnameyi imzaladım. Kira kontratının üzerine imza edilme tarihini, yani 23. Eylül 2002’yi yazdım. Aynı anda olduğu için tahliye taahhüdüne de aynı tarihi attım. Şimdi ev sahibim bu taahhüde dayanıp beni kontrat bitiminde evden çıkarabilir mi? Her yıl bu işlemin yenilenmesi gerekir mi?

Turgut Öz: Tahliye taahhüdü için özel hükümler var kanunumuzda. Kira sözleşmesinin tarihinden daha eski ve aynı tarihli tahliye tarihlerinin hükmü ve geçerliliği yok. Çünkü bunlar, ev sahibinin kirayı rahatsız etmiş için verilmiş sayılıyor. Ve bu konuda yasa kiracıyı koruyor. Tahliye taahhüdündeki tarihinin kira sözleşmesindeki tarihten daha sonraki bir tarih olması. Daha sonra verilmiş olması lazım, geçerli olması için. İzleyicinin sorusunda bu şart olmadığını görüyorum. Ve geçersiz olduğu ileri sürülebilecek. Burada iki noktaya temas edeyim. Bu, daha sonraki tarih olduğu için, geçerli olan bir tahliye taahhüdüne göre, tahliye tarihi geldiğinde bir ay içinde ev sahibi tahliye talebinde bulunma davası açmalıdır. Bu süreyi kaçırırsa, yine geçersiz olur. İkincisi, uygulamada şöyle bir yola başvurulduğu görünüyor, kanuna karşı ev sahipleri açısından. Bu konuda izleyicilerimizi uyaralım. Kirayı yaparken ileri tarihli bir tahliye taahhüdü alınır. Ya da tarih kısmı boş bırakılıyor. Sonradan doldurulmak üzere. Gerçekte kiracı bunu sözleşme yaparken veriyor ama daha sonra o taahhütle bunu tahliye etmeye kalktığında derdini anlatamıyor. Şimdi tahliye taahhüdündeki tarih daha sonra tarih oluyor. Buna şöyle bir çare var. Böyle bir durumda kiracı olarak kalırsanız, daha ileriki tarihli bir tahliye taahhüdüyle kira artışını sağlarsanız, bu tahliye taahhüdüne yazdığınız veya muhtemelen boş bıraktıysanız doldurulacak, ilerideki tarihten daha erken tarihli bir ihtarnameyle. Hemen sonra bir noter ihtarnamesiyle böyle bir tahliye taahhüdü verdim ama gerçekte üzerinde yazılı tarihte verilmemiştir, daha önce verilmiştir, derseniz ve bu ihtarnamenin sizin o verdiğiniz tahliye taahhüdünden daha önceki tarihse yine bunu geçersiz sayma imkanınız var. Kiracıyı korumak için mahkemelerimiz. Kiracı da bu kadar ince, hassas plan, tezgah yapıp da sonradan tahliye taahhüdü vereceğim, önceden ihtar çekip taahhüdü de vermez. Olamaz, diyor.

Yapı kooperatiflerinde ortaklıktan çıkarılma

Ancak uygulamada en çok karşılaşılan ihraç nedeni olarak, parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortakların, yapılacak ihtarlara rağmen borçlarını ödememeleri gösterilebilir.
Anasözleşmede belirli bir süre parasal yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ihtarname gönderileceği hükme bağlanmışsa, bu süreyi geçmeden ihtarnamenin gönderilmesi gerekir. Anasözleşmede bu süre iki ay ise iki ay geçmeden, bir ay ise, asgari bir ay geçmeden gönderilen ihtarname geçerli değildir.
Borçlu ortağa, iki ayrı ihtar yapılması gerekmektedir. Birincisi ihtarnamede; ortağın belirtilen borcunu, verilecek uygun bir sürede ödemesi istenecektir. Birinci ihtara rağmen borç ödenmezse, bir aylık süreyi içeren ikinci ihtarname gönderilir ve bu ikinci ihtarnamede, borç ödenmezse ortaklıktan çıkarma kararı verileceği veya ortaklığın düşeceği hususunun açıkça belirlenmesi gerekir. Böyle bir yaptırımın belirtilmemesi ihtarnamenin, ikinci ihtar şeklinde geçerli olmasına engeldir.
Çıkarma kararının ortağa noter aracılığıyla tebliğ edilmesi gerekir. Kararın, ortağa tebliği yapılıp kesinleşmeden, kooperatif ortaklığı sona ermez ve yerine ortak alınamaz. Ortağın hak ve yükümlülükleri, çıkarma kararı kesinleşinceye kadar devam eder.
Bir kimse, kooperatif ortaklığından çıkarılırken mutlaka Kanun ve Anasözleşme hükümlerine dayanmak gerekir. Yönetim Kurulu, kasıtlı bir eylemle ortağı çıkarırsa “tazminat davası” açılabilir.
KARARA İTİRAZ
Kooperatif ortağının ihracı yoluna gidilebilmesi için, aranılan koşulların tamamının varolması gerekmektedir. Bu koşullardan birinin eksik olması, örneğin, iki yerine bir ihtar yapılması, anasözleşmede ve Kanun’da belirtilen sürelerden daha az süre verilmesi, ikinci ihtarnamede yaptırımın gösterilmemesi gibi usul noksanlıkları itiraz nedenidir. Bunun yanısıra, mevcut olmayan bir borç nedeniyle alınan ihraç kararının ise, esastan haksız bir ihraç kararı olduğuna hükmolunur.
Ortak, çıkarma kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde, bu çıkarma kararına karşı itiraz davası açabilir.
Çıkarma kararının genel kurulca verilmesi halinde, üyelikten çıkartılan ortak, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde mahkemeye başvurarak, itiraz davası açabilir.

Ev Almanın Püf Noktaları...



Uzun bir süredir durağan bir seyir gayrimenkul piyasasında özellikle faizlerin de düşmesiyle hareketlenme başladı. Konut ihtiyacı olanlar kış gelmeden önce, iki bayram arasını değerlendirmek istiyor. Bu dönemde konut arayışlarının yoğunlaştığı görülüyor.
Fakat ev alırken bazı noktalarda dikkatli davranmak çok önemli… Çünkü konut alırken kötü sürprizlerin yaşanabileceği düşünülerek tedbiri elden bırakmamak gerekiyor.
Pazardan çorap alırken bile bir gediği, deliği var mı diye bakıyoruz. Peki, konut alırken aynı özeni gösteriyor muyuz? Konut alırken sonradan üzülmemek için bilinçli davranmak büyük önem taşıyor. Bilinçli davranmak içinse doğru hareket etmek ve ne yapacağımızı iyi bilmek gerekiyor.
Konut alırken bunlara dikkat edin!
- Satıcının konutun gerçek sahibi olup olmadığını araştırın.
- Konutun tapu kaydı mutlaka önceden kontrol edilmeli. Üzerinde ipotek olabilir.
- Kat irtifakının kurulup kurulmadığına, iskanın, yani yapı kullanım izninin alınıp alınmadığına dikkat edin.
- Satılan konut aile konutu ise eş muvafakati mutlaka alınmalı. Aksi takdirde ileride açılacak tapu iptal davasında tapu devredilse bile tapu iptaliyle karşı karşıya kalınır.
- Kadastro müdürlüğüne giderek almak istediğiniz gayrimenkulün haritasına bakın. Çevresinde neler olduğunu önüne, arkasına, yanına ne gibi inşaatlar yapılabileceğini öğrenin.
- Binanın deprem yönetmeliğine uygun olup olmadığını, projenin denetiminin ve ruhsat izninin olup olmadığını araştırın.
- Eğer alacağınız gayrimenkul inşa halinde ise müteahhidinin mali durumunu araştırın.
- Kat karşılığı yapılan bir inşaattan gayrimenkul alıyorsanız, müteahhitle noter onaylı anlaşma yaparak kullanılacak tüm malzemeleri ve işin aksaması durumdaki tazminatları belirtin.
- Alacağınız gayrimenkulde bir kiracı varsa yapılan kira kontratını inceleyin. Kiracı tahliye taahhüdü vermiş ise tahliye taahhüdündeki tarih ile kontrat tarihini karşılaştırın.
- Tapu işlemi sırasında alacağınız konutun değerini yeniden değerleme oranlarına göre hesaplayarak beyan edin. Çünkü beyanınız eksikse ödenen alım satım harçları cezalı olarak size geri dönebilir.
- Bölgedeki emsallerden konutun fiyatını değerlendirin.
- Gayrimenkulün işinize, okulunuza, merkezlere olan uzaklığını ve ulaşım durumunu göz önünde bulundurun.
- Sonradan çok yüksek aidatlarla karşılaşmamak için konutun mevcut aidatlarını öğrenin.
- Konutun ses ve ısı yalıtımı olup olmadığına dikkat edin.
- Bina ve konutun inşaat malzemesi kalitesini öğrenmeye çalışın.
- Konutun yeşil alanı ve otoparkı olmasını tercih edin.
- Konutun kira getirisini göz önünde bulundurun.
- Konutun oda sayısı ve kullanışlı olup olmadığına bakın.
- Konut alırken pazarlık yapmayı ihmal etmeyin.
- Konutun tesisatlarının durumuna bakın.
- Konutun bulunduğu sitedeki sosyal donatıların kime ait olduğunu öğrenin.
- Konut fiyatının yüzde 5’inden fazla kaparo vermeyin.
- Mutlaka daha sonradan satıcıyı bulabileceğiniz adres ve telefonu alın.
- Taraflardan birinin cayması halinde cezai şart ödeyeceğini satış protokolüne yazın ve cezai şart miktarını belirleyin. Genelde alıcı vazgeçerse verdiği kaparo yanar. Satıcı vazgeçerse aldığı kaparo ile birlikte bir o kadar daha ödeme yapar.
- Tapudaki masrafların kim tarafından ödeneceği konusunda anlaşmaya varın ve bunu satış protokolüne yazın.
- Konutun emlak vergisi, çevre temizlik vergisi, su, elektrik, doğalgaz, apartman aidatı, telefon, kablolu TV gibi borçlarının olmadığıyla ilgili belgeleri alın.
- Konutların ekonomik ömrünün yaklaşık 50 yıl olduğunu düşünerek, çok yaşlı olmayan konutları tercih edin.
- İklim koşullarını bilmediğiniz bir yerde konut alıyorsanız öncelikle kış şartları hakkında bilgi edinin. Bu yüzden kış aylarında olabilecek problemleri göz ününe alarak en uygun evi seçmeye çalışın.
- Sizin için en uygun olan sistemle ısınan bir ev seçmeye dikkat edin.
İyi bir komisyoncuyla çalışın
Konut almaya karar verdikten sonra bireysel araştırmalarınızın yanı sıra kurumsal bir emlak komisyoncusuyla çalışabilirsiniz. İyi bir emlakçı size en doğru konutu en iyi fiyattan almanızda ve tüm hukuki işlemlerde yardımcı olacaktır. Emlakçıya vereceğiniz ücret size gereksiz gibi görünebilir ama bu tercih konut alımında hem işlerinizi çok kolaylaştıracak hem de hata yapma olasılığınızı en aza indirecektir. Emlak komisyoncusu alacağınız gayrimenkulün yasal durumu hakkında sizin adınıza ayrıntılı araştırma yapmakla yükümlüdür. Fakat emlak komisyoncusuna vekaletname ya da satıcının imzası olmaksızın kaparo vermeyin. Ayrıca emlak komisyoncusuna yer gösterme ücreti de ödemeyin, çünkü bu ücret yasal değildir.
İnşaat firmasına bakın
Maket üzerinden ev alırken riskleri en aza indirmek için projenin tapu kayıtları ile hukuki bir sorunu olup olmadığı incelenmeli, vaat edilen her şeyin sözleşmeye yazılmalıdır.
Eğer projenin hukuki bir sorunu yoksa müteahhit firma tarafından vaat edilen her şeyin sözleşmeye yazılması sağlanmalı. Satış ve satış vaadi sözleşmesi mutlaka noter onaylı olmalı, firma tarafından verilen garantiler ve süreler iyi irdelenmeli.
Müteahhit firmanın geçmişini, daha önce yaptığı işleri, bu işlerin kalitesini, zamanında teslim edilip edilmediğini araştırmak da daha sonda karşılaşılabilecek tatsız durumların engellenmesini sağlayabilir. Ayrıca sözleşmenin satır satır okunması, bu konuda bir uzmandan yardım alınması tavsiye ediliyor.
Maket üzerinde de olsa evin ekpertizini yaptırmak en doğrusu. Bu yolla evin gerçek değeri, hukuki bir sorunu olup olmadığı ortaya çıkarken, vaat edilen sosyal tesis, yeşil alan gibi donatıların fiyat üzerinde yarattığı farkın yani şerefiye bedelinin de gerçeğe uygun olup olmadığı tespit edilebiliyor.
Maketten alırken ne yapmalı?
- Bütün bu şartlar yerine getirildikten sonra satın alma aşamasında mutlaka bir sözleşme imzalanmalı.
- Söz konusu arsanın ya da inşaatın tapu kayıtları incelenip, kayıtlarda konut alını olup olmadığı tespit edilmeli.
- Belediyenin imar planında konut alanı olup olmadığı tespit edilmeli.
- İnşaatı yapan şirketin ya da kooperatifin sözleşmesi görülmeli.
- Projenin statik ve teknik şartnamesi incelenmeli.
- Sözleşmede söz konusu inşaata ve arsaya ilişkin ada pafta ve parsel numaraları, imar planıyla ilgili bilgiler, binanın kat sayısı, bağımsız bölüm sayısı, alınacak olan dairenin hangi daire ya da kaç numaralı daire olduğu gibi bilgiler mutlaka bulunmalı.
- Dairenin peşin satış bedeli, taksitle alınacaksa taksitli satış bedeli, taksit sayısı ve faiz oranı sözleşmeye yazılmalı.
- Sözleşme tarihi, dairenin teslim tarihi ve ortak alanlardaki sosyal tesislerin teslim tarihi sözleşmede ayrı ayrı belirtilmeli.
- Konutun kaç metrekare olduğu, oda, salon ve benzeri bölümlerinin kaç adet olduğu; dairede kullanılacak malzemelerin çeşidi ve kalitesi, ortak alanların ve bu alanlardaki tesislerin neler olacağı, hangi ortak alanların kimler tarafından ne şekilde kullanılacağı da sözleşmede açıkça belirtilmeli.
Kredide bütçeyi aşmayın
Bankaların verdiği krediler konut alıcılarına büyük bir kolaylık sunuyor. Fakat kredi çekerken de çok dikkati olmak gerekiyor. Çünkü ödenemeyecek bir kredi kullanımı satın alınan konutun elden gitmesine neden olabilir. Gelirin 3’te birini geçmeyen miktarlarda kredi kullanılması önerilirken, konut bedelinin büyük bir bölümünün peşin olarak verilmesi de alıcılar için riskleri çok daha fazla azaltıyor.
Konut kredisi kullanırken, aylık taksit tutarlarının yanı sıra, vade uzunlukları ile faiz oranları arasındaki ilişkinin iyi kurulması ve faizlere ilave olarak ödenen komisyon ve masrafların da dikkate alınması gerekiyor. Masraf ve komisyonlar eklendiğinde en düşük faiz açıklayan herhangi bir bankanın faiz oranı aylık ve yıllık toplam maliyette en yüksek orana çıkabiliyor. Burada belirleyici olan bankaların uyguladıkları komisyon ve masraflar. Bankaların kredilere uyguladığı masraf ve komisyonlara sigortalar da dahil edildiğinde kredinin tüketicilere toplam maliyetinde farklı rakamlar ortaya çıkıyor.
Konut kredisi alınırken, sabit faizli ve vadesi 5 yıldan uzun olmayan kredilerin tercih edilmesi öneriliyor. 5 yıldan uzun vadeli kredi almak ise riskli oluyor. Çünkü bu dönemde kredi sahibi işsiz kalabiliyor. İşsizlik ve konut kredisi sigortası yaptırmak ise bu riskleri biraz olsun azaltıyor.
Kredili konut alırken dikkat!
Kredi borcu bulunan konutları satın almak için mutlaka yeni bir kredi kullanılması gerekiyor. Bu da güncel faiz oranlarından ve masrafları ödenerek alınabilecek bir kredi kullanılmasıyla mümkün oluyor. Kredili konut alımında dikkat edilmesi gereken hassas noktalar var. İlk ve en sağlam yöntem olarak yeni kredi alınarak tapunun el değiştirmesiyle satış yapılması gerekiyor. ‘Bankaya olan borç satıcının üstünde kalsın alıcı ödemeye devam etsin. Borç bitince tapu devri yapılır’ gibi bir uygulamadan mutlaka uzak durmak büyük önem taşıyor. Çünkü karşılıklı güvene dayalı bu tür uygulamalar uzun bir süreci kapsayan kredili konut alımında bazı önemli riskleri içinde barındırıyor.
Kredi borcu bulunan konutlar nasıl alınabilir?
Kredi borcu bulunan konutların satışında şu yöntemler kullanılıyor:
- Konut peşin alınır. Böylece bankanın borcu kapatılır ve satıcının da tüm alacağı ödenir. İpotek kalkar, tapu alıcıya geçer. Burada sadece erken ödeme cezası verilir.
- Alıcı ve satıcı aralarında anlaşır, bankaya haber vermezler. Satıcı kredi bakiyesini aşan tutarı alıcıya öder, konut üzerinde ipotek bulunduğu halde tapuda alım-satım gerçekleştirilir. Bu durum alıcı ve satıcı için bazı riskleri içerir.
- Bankaya bilgi vermeksizin alıcı ve satıcı aralarında anlaşır. Satıcı kredi bakiyesi dışındaki tutarı alıcıya öder, kredi kuruluşunun işlemden haberdar olmaması için tapuda devir yapılmaz, alıcı ve satıcı aralarında ‘Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi’ düzenler. Bu yöntemde riskler daha yüksektir.
- Alıcı ve satıcı kredi kullandıran kuruluşa başvurur ve durumu açıklar. Önceki krediyi veren kuruluş eski krediyi kapatarak, alıcıya yeni bir kredi açabilir. Eski kredi kapatılır ve tapuda alım-satım işlemi gerçekleştirilir. Bu yöntem alıcı ve satıcıya ilave risk yüklemez ancak yeni kredinin faiz oranı eskisinin aynısı olmayabilir. Burada da erken ödeme cezası verilir.
- Tapusu olmayan bitmemiş bir projeden konut satın almak için ise önce eski satış vaadi sözleşmesinin iptal edilmesi ve yeni bir satış vaadi sözleşmesi yapılması gerekiyor. Bundan sonra alıcı krediyle konutu alıyor ve yeni ipotek koyuluyor. Bu işlemi gerçekleştirmek ise daha karmaşık bir süreci kapsıyor.

Ev Satmanın Püf Noktaları

Evine ya da ofisine aylardır alıcı bekleyenlere önerilerde bulunan Mimar Koray Yavuzer, “Sadece evi alırken değil, satarken de mimarla çalışın. Son bir dokunuş ile evinizin değerini yükseltmek ve satılık binlerce ev arasında tercih edilen olmak mümkün” dedi.
Satılmak istenen eve “final touch” yani son dokunuş yapılırsa evin satılma ihtimali daha da artıyor. Sadece ev alırken değil, satarken de bir mimarla işbirliği yapın. Evde özellikle mutfak ve banyoda yapılacak son dokunuşlarla evinizin değerini yükseltebilirsiniz.
Kaliteli malzeme iyi etki bırakır
Artık mimaride son trend “final touch”. Ekonomik kriz öncesi, son dokunuş ile evin değerinde yüzde 15’e varan artışlar sağlamak mümkün idi. Ancak bu dönemde evi satabilmek dahi başarı. Değer artışı sağlamasanız bile evi satılabilir hale getirmek ve yüzlerce rakibinin arasından sıyrılmak dahi önemli. Son dokunuş çalışmalarında ise mutfak başı çekiyor. Ev satın alırken kararı genellikle kadınlar veriyor ve kadınların en çok ilgilendikleri alanların başında mutfak geliyor.
Şimdilerde en güncel kampanyalardan biri, ekonomiye can vermek için organize edilen “Evinizi yenileyin” kampanyası... Halkbank’ın desteği ile evinde ofisinde tadilat yapmak isteyenlere çok düşük faizle kredi veriliyor.
Evinizi daha değerli hale getirin
Eski bir daire veya mekan için artı değer oluşumu için yapabilecekler belli bir noktaya kadar etkili olacaktır. Çünkü içeri ne koyarsanız koyun, apartmanın girişi, bina duruşu, genel peyzaj binanın mevcut değeri değişmeyecektir. Ancak evinizin içinde şunları yapabilirsiniz.
• Net mekanlar oluşturmak: Mekana girildiğinde satın almak isteyen kişinin, emsallerinden çok daha farklı bir atmosfer ile karşılaşması, ilk etki için çok olumlu sonuç verecektir. Artı değer kazandırmak istenilen mekanın planlamasında ne gibi değişikliklerin yapılacağına karar verilmelidir. Ardından seçilen duvarların yıkılması ve gereken yerlerde yenilerinin yapılması ile şeklinde yol alınır.
• Daire içinde doğru malzeme seçimleri yapmak: Günümüz şartlarında piyasada çok farklı ve kaliteli malzemeler mevcut. Mülk satın almak isteyen çoğu kişiyi zeminde yaptıracağınız bir parke kaplamasının veya mutfak ile banyosunun gereğine uygun kaliteli malzemeler ile revize edilmiş olduğunu görmek etkileyecektir. Unutulmamalıdır ki her işte olduğu gibi ortam ve ambiyans satın alma kararında çok önemli rol oynar. Bu konuda dikkat edilmesi gereken ufak husus ise; mekanın yer aldığı muhit ve sitenin mevcut şartlarını göz önünde bulundurmaktır. Örneğin seçilebilecek çok pahalı bir mutfak ödenecek tutar nisbetinde dairede hedeflenen artı değeri yakalamayabilir. Seçimlerinizin oluşturmayı hedeflediğiniz doğru düşünülmüş ve detaylandırılmış net ve sade atmosferin sağlanması yönünde olması gereklidir. Ne çok fazla kalmalı, ne de derme çatma havasında olmalı. Kullanılacak renkler veya detaylar iddialı veya abartılı olmamalı. Sizin için çok çarpıcı gibi görünen renkler bir başkası için itici bulunabilir. Ya da gereksiz dolulukta detaylandırılmış kapı pervazları veya abartılı kartonpiye uygulamaları aynı istenmeyen etkiyi oluşturabilir. Çok yüksek paralar verilmiş evlerde ev sahibi kendi zevkini yansıtmak isteyeceğinden yapılan müdehaleler, sade ve mümkün olduğunca net çözümlerden ibaret olmalıdır.
Yolun başında ne yapmalı?
• Vaziyet planından başlayarak projenin konumlandırılması: Mimari ekibin inşaata başlanacak olan arsaya en uygun vaziyet planı yerleşimini ve konumlandırmayı yapması gerekir. Arsada yapılacak yerleşimde haklı olarak mal sahibinin ya da müteahhitin yönelimi maksimum metrekare kullanım alanı kazanmak, arsanın her noktasını iyi değerlendirmektir. Bu noktada balık istifi tabiri yapılmış binaların biribiriyle nerdeyse iç içe binaların, proje tamamlandıktan sonra daha fazla inşaat metre karesinin fiyatlar üzerine de olumlu bir etki yapmayacağını, aksine tüm projenin satışını zorlaştıracağını müteahhite çok iyi izah etmek gerekir. Yine vaziyet planında yerleşimi yapılacak blokların, yeşil alanların, otoparkların ve sosyal alanların konumlandırılmasının doğru etüd edilmesi gerekir.
• Doğru planlanmış kat planları ve iç mekan yerleşimleri: Vaziyet planlarının ardından oluşturulacak kat planların, kişlerin istek ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde farklı tiplemeler yoluna giderek çözülmesi gerekir. Bugün stüdyo tipi dairelere ya da 4 – 5 odalı daha büyük tip dairelere fazlaca ihtiyaç duyulduğu gözükmektedir. Eskinin basma kalıp 2+1 ya da 3+1 formatı değişen yaşam şartları ile birlikte artık geride kalmıştır. Genç çocuksuz bir çiftin oturacağı daire ile 2 çocuklu bir ailenin oturacağı daire farklı ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlanıyor ve hatta aynı kişi sayısı hedeflense bile kat planlarında daha farklı ve esnek plan tipleri dahi sunulabiliyor. Mantık olarak çok farklı plan tiplerinden oluşan kat planları uygulama süresini uzatacak olsa dahi, tüketici için kendi evinin bir diğerinden farklı ve özel olduğu hissi ile hedeflenen artı değer sağlanacaktır.
• Yine doğru malzeme seçimi: Birinci kısımda bahsedildiği gibi, her bölgede bir çok emsalinin olduğu, her geçen gün yeni projelerin başladığı bugünlerde farklılık yaratmak şarttır. Bu amaçla örnek dairelerin planlanmasında ve ardından yapılacak uygulamalarda kaliteli malzeme seçimi her zaman istenilen ektiyi sağlar. Türk aile ve mantık yapısında satın alınacak evin mutlaka mutfak, banyosu, parkesi görülerek karar verilir. Bu sebeple diğerlerinden farklılık yaratacak ancak maliyeti çok etkilemeyecek marka değeri olan malzeme seçimleri yapılması uygun olacaktır.
• Konsept: Farklılık, ortaya konulacak konsept bir projeyle sağlanabilir. Son derece rutin, monoton, alışageldik yapıların arasından projenin sıyrılabilmesinde en önemli faktör daha önce yapılmamışı yapmak olacaktır.
• Cepheler ve dış siluet: Güncel ve çabuk eskimeyen malzemelerin kullanımı, projeye maliyetlerinin çok üzerinde değer katacaktır. Yalnızca malzeme seçimi değil hedeflenen şık ve farklı cephe silüetleri oluşturabilmek için de çaba gösterilmelidir. Sefer tası gibi birbirinin tıpatıp aynısı kat planları yerine, bir kat üstteki dairenin altakinin özel alanlarını da gözeten ancak farklı çıkmalar ve cephe hareketlerine olanak tanıyan bir anlayışla tasarlanması istediğimiz etkiyi yakalatacaktır

11 Aralık 2012 Salı

İnönü Stadı Yıkılıp Yeniden Yapılacak!

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İnönü Stadyumu`nun yıkılıp yeniden yapılmasına karar verdi.
Mekansal Planlama Genel Müdürü Mehmet Ali Kahraman, Beşiktaş Jimnastik Kulübü`nün İnönü Stadı ile ilgili plan revizyonu başvurusunda bulunduğunu, bunun üzerine inceleme sürecini başlattıklarını ve çevre ve çevre yapılaşma koşullarını, jeolojik etüdünü değerlendirip, ilgili kuruluşların görüşlerini alarak planı onayladıklarını bildirdi. Kahraman, bu plan onayıyla ``Stat, mevcut yerinde yıkılıp yeniden yapılacak`` dedi.

Dünyanın En Güzel 20 Manzarası Sıralamasında İstanbul 08-12-

ABD`li gezi yazarı Andrew Harper, bugüne dek seyahat ettiği ülkelerdeki en güzel 20 manzaranın bir listesini yaptı.
Yapılan listede birinci sırayı Amerika`dan Rim bölgesinden Büyük Kanyon yer alırken, Boğaz’dan İstanbul seması ile güzel şehrimiz İstanbul beşinci sırada yerini aldı.

İstanbul'a 100 Bin Ihlamur Fidanı

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan kampanyayla İstanbul'a 100 bin ıhlamur fidanı dikilecek. Fidan dikimine Pendik'ten Kurtköy'den başladı.
İstanbul'da şu ana kadar dikilen ağaç sayısının 3 milyon 200 bin adet olduğunu söyleyen Bakan Veysel Eroğlu, " Ama bu yeterli değil. Diyoruz ki önümüzdeki yıl sonuna kadar her İstanbullunun mutlaka bir adet ağacı olsun diye karar aldık.
Dolayısıyla İstanbul 15 milyon, 15 milyon İstanbullu için mutlaka fidan dikeceğiz " dedi.
Geçen yıl İstanbul'da erguvan fidanı diktiklerini anlatan Eroğlu, " … Bu sene de İstanbul'da ıhlamur seferberliği başlatalım diye karar aldık. Ihlamur hakikaten muhteşem bir ağaç. Kokusuyla şifasıyla muhteşem bir ağaç. Bu sene inşallah tam 100 bin adet ıhlamur fidanını toprakla buluşturacağız. Yol kenarlarını, siteleri, İstanbul'un Pendiği’ni ve dalga dalga bütün ilçelerini ıhlamur fidanıyla buluşturacağız " şeklinde konuştu.

İstanbul'un En Zevkli Pazarı

Maltepe Belediyesi’nin bir sosyal sorumluluk projesi olarak hayata geçirdiği Maltepe AVM (Alışveriş ve Müzik), Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin’in katılımıyla açıldı. “İstanbul’un En Zevkli Pazarı” sloganı ile ortaya çıkan Maltepe AVM; alışverişle müziği, neşeli, zevkli, canlı, heyecanlı ve sürprizlerle dolu bir pazar ortamında bir araya getiriyor. Adını “Alışveriş ve Müzik”ten alan Maltepe AVM, her Cumartesi amatör, genç ve hevesli müzik gruplarına canlı müzik yapabilecekleri bir ortam yaratıyor.
Başkan Zengin, açılış sırasında Maltepe Organik Pazar Alanı’nda gerçekleştirilen projeden elde edilecek gelirin tamamının Maltepeli gençlerin ve çocukların ücretsiz okul dışı eğitimi için tahsis edileceği bilgisini verdi.
Orijinal, kaliteli ve zevkli giyim ve aksesvuar ürünlerinin yer aldığı Maltepe AVM’de, yeni ürünlerin yanı sıra dönemsel obje ve giysiler, takı, seramik gibi tasarım ürünleri de bulunuyor. İsteyenlerin ellerindeki fazla eşyaları alıp satabilecekleri bir “Garaj Satış” bölümü de yer alıyor.
Kısa sürede “İstanbul’un en zevkli pazarı” haline gelecek olan Maltepe AVM’nin ürün yelpazesi; yeni ve ikinci el giysiler, kişisel aksesuvarlar eski objeler, plaklar, pikaplar, teypler, dönem giysileri, tablolar, ephemeralar, eski paralar, pullar, zevkli tasarımlar, şapkalar, fularlar, seramikler ve takılardan oluşuyor.

Denizleri Kirletenlere Sıkı Takip!

Çevre Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Baş, yaptığı açıklamada Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar`ın talimatıyla, kıyıları deniz çöplerinden arındırmak için proje başlattıklarını söyledi. Denizleri kirletenler, gemi ve hava araçlarına yerleştirilen kameralarla denetlenecek.
Başta İstanbul olmak üzere; İzmir, Antalya, Muğla, Kocaeli, Aydın ve Mersin`de faaliyet gösterecek deniz süpürge gemisi kiralayacaklarını dile getiren Baş, gemilerdeki denetim elemanlarının da, denize kirliliğe neden olanlara anında ceza yazacağını belirtti.

6 Aralık 2012 Perşembe

İstanbul Haberleri 1964′ün İstanbul’undan

Fransız yapımı belgeselde, 1964′ün İstanbul’undan doyumsuz sahneler var..
Boğazdan görünüm, Rumeli Hisarı, Galata Kulesi, Üsküdar ile o dönemin vapurları gösterildiği belgeselde İstanbul’u çevreleyen surların yıkık halleri de yer alıyor. Haliç’ten manzaraların yanı sıra tersanelerin de tanıtıldığı belgeselde işçilerin teknelere kömür taşıdıkları görülüyor.
İslamiyet dininin de anlatıldığı yapımda Fatih Camii’nden namaz öncesi hazırlıklar da yer alırken, başka bir camide müezzinin minareden ezan okuması da yer alıyor.
Her haliyle ilgiyle izlenen 13 dakikalık İstanbul belgeselindeki insan manzaraları ve gündelik yaşamdan enstanteneler de dikkat çekiyor.

Taze Gıda Okulu Projesi

Türkiye İş Kurumu (İŞKUR); Carrefour SA ve İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) işbirliğiyle istihdama katkı sağlayacak bir projeye imza atıyor. Üç kurumun katkılarıyla düzenlenecek “Taze Gıda Okulu” projesi kapsamında “Pastacılık” ve “Et ve Et Ürünleri İşletmeciliği” Sertifika Programı ile sektöre uzmanlar yetiştirilirken, programa kabul edilecek 50 kişiden en az yarısına Carrefour SA tarafından istihdam edilme garantisi veriliyor.
Sertifika programlarına katılmak isteyenlere “Pastacılık” için İŞKUR Kadıköy Şubesi, “Et ve Et Ürünleri İşletmeciliği” için İŞKUR Bahçelievler Şubesi’nde, 11-14 Aralık tarihleri arasında mülakat yapılacak. Adaylarla yapılacak görüşme ve değerlendirmenin ardından iki program için 25’er kişiden toplam 50 kişi kurslara kabul edilecek. Mülakatlarda, adayların pastacılık ve kasaplık konularında uzmanlaşmayı hedefleyen, öğrenime açık, müşteri odaklı, perakende sektöründe çalışmaya hevesli ve ekip çalışmasına yatkın kişiler olmasına dikkat edilecek.
Aralık ayının üçüncü haftası başlayacak olan 320 saatlik eğitim sürecinin 2 haftalık (80 saat) teorik bölümü İstanbul Aydın Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek. Altı haftalık (240 saat) uygulamalı bölüm ise, “Pastacılık” programı için İçerenköy Carrefour SA, “Et ve Et Ürünleri” için Marmara Forum Carrefour SA’da Taze Gıda Departmanı Uzman Eğitmenleri, Gıda Mühendisleri ve Veterinerler tarafından verilecek.
Katılımcılara aldıkları eğitimin sonunda sağlanan sertifikalar ile ulusal ve uluslararası alanda çalışabilme imkânı sağlanmış olacak.

Kültür-Sanat Ve Eğitim Kursları

Beykoz Belediyesi’nin yeteneklerini geliştirmek isteyen ilçe sakinlerine rehberlik etmek, öğrencilere derslerinde takviye sağlamak üzere açtığı kültür-sanat ve eğitim kursları büyük ilgi görüyor. 7’den 70’e kadar herkesin katılımına açık olan kurslarda, halen 20 branşta alanında uzman hocalar eşliğinde eğitimler veriliyor.
Kültür-sanat ve eğitim kursları; İngilizce, Matematik, Türkçe, Fen Bilgisi, Arapça, Tiyatro, Hızlı Okuma, Diksiyon, Gitar, Bağlama, Keman, İspanyolca, Ney, Osmanlıca, Kaligrafi, Fotoğrafçılık, Genel Muhasebe, Kimya, Coğrafya ve Biyoloji olmak üzere 20 farklı seçenek sunuyor.
Bu branşlara yeni dönemde Rusça, Fransızca, Almanca ve Kemençe de ilave edileceği belirtildi.
Beykoz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi, Kavacık Hizmet Binası ve Tokatköy Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi olmak üzere 3 merkezde devam eden kurslardan bugüne kadar 12 bin kişi ücretsiz yararlandı.
Beykoz Belediyesi’nin kültür-sanat ve eğitim kurslarında yeni dönem kayıtları, 15 Ocak-15 Şubat 2013 tarihleri arasında kültür merkezlerinde alınacak.

İstanbul Haberleri Beykoz’da Şeb-i Arus Töreni

Mevlana Celaleddin-i Rumi, vuslatının 739. yıl dönümünde Beykoz’da Şeb-i Arus Töreni ile anılıyor.
Beykoz Belediyesi tarafından Türk-İslam mutasavvıfı, şair ve düşünür Mevlana’nın günümüze ışık tutan ve hoşgörüyü temel alan felsefesini gelecek kuşaklara aktarmak ve bu felsefe üzerine düşünmek amacıyla düzenlediği programda, mutasavvıfın insan sevgisini aşılayan düşüncelerine değinilecek.
10 Aralık 2012 tarihinde, Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek olan etkinlikte Araştırmacı-Yazar Fatih Çıtlak Tasavvuf ve Mesnevi konulu bir konferans verecek, Mevlana’nın yaşamını, ilahi arayışlarını ve insan sevgisine verdiği önem aktarılacak.
Murat Gökşen’in şiir dinletileri eşliğinde zenginleşecek olan programda tüm katılımcılara Fatih Çıtlak’ın “18 Beyitte Dinle” adlı son kitabı hediye edilecek.

26 Kasım 2012 Pazartesi

Çılgın Proje Kanal İstanbul

Çılgın Proje Kanal İstanbul: Başbakan Erdoğan’ın seçim öncesinde açıkladığı ve “Çılgın Proje” olarak adlandırılan Kanal İstanbul için çalışmalara hız verildi.Başbaka...